WD My Cloud Mirror 4TB 3.5″ Ethernet Taşınabilir Disk Ürün İncelemesi

Bu cihazı almaktaki asıl amacım çektiğimiz video ve resimleri uzun süre ve güvenli bir şekilde saklamaktı. Özellikle Kevserin Mutfağı için yaptığımız çekimler ortalama 3-4 GB tutuyor. Hal böyle olunca Google Drive ve Dropbox gibi çözümler hem ücretlerinden hem de genel olarak Türkiye’deki upload hızının çok düşük olmasından dolayı sorunumuza derman olmadı.

Piyasadaki sıradan harici diskler de hiç bir zaman güven vermedi bana. Etrafınızda birilerinin başına mutlaka gelmiştir. Hard disk uçtu, yere düşürdüm, bi tanıdığın var mı abi şeklindeki sözler eminim size yabancı gelmiyordur. İçinde çektiğiniz fotoğraflarınızın olduğu bir harici diskiniz bozulursa aman boşver diyemezsiniz. İşi baştan sağlama almak lazım. Sonuçta her disk bozulmayı tadacaktır 🙂

Peki bunun farkı ne?

Öncelikle bu cihazın farkı ağ üzerinden erişilebilir olduğu için sağa sola taşımıyorsunuz. Modeme bağlayıp bir kenara koyuyorsunuz ve orada olduğunu unutuyorsunuz. Böylelikle taşırken çarpma, düşürme gibi sorunları en aza indirmiş oluyorsunuz. Bir diğer ve en önemli farkı ise yedekli çalışması. Siz bir dosya yüklediğinizde ikinci bir kopyası diğer diske yazılıyor. Disklerden birisi bozulsa bile verilerinizi kaybetmiyorsunuz.

Kaç para sen ondan haber ver

İlk başta fiyatı pahalı gibi gelse de, içindeki disklere göre fiyatı kabul edilebilir düzeyde. Cihazın 4TB’lık olanını ereyon.com.tr‘den (sanırım sonuncu ürünü ben aldım  🙂 ) yaklaşık 900 TL’ye aldım. İçindeki disklerin tanesi zaten 400TL civarında.

Yeri gelmişken hemen belirteyim cihazın içinde 2TB + 2TB şeklinde toplam 4TB’lık disk bulunuyor. Üzerinde RAID 1 olduğu için yani yedekli çalıştığı için toplam 2 TB’lık bir kapasiteye sahip oluyorsunuz. Benim yedeğe ihtiyacım yok yedeksiz olsun derseniz, RAID 0 yaparak 4TB’lık kapasiteye de sahip olabilirsiniz.

Web Arayüzü

Kurulumu oldukça basit ve çok şık bir kontrol paneli var. Cihazın içinden çıkan ethernet kablosunu modeminize taktıktan sonta geri kalan herşeyi tarayıcınızdan halledebiliyorsunuz.

Ayrıca Cloud Access özeliiği sayesinde internet erişimi olan her yerden dosyalarınıza erişmeniz mümkün.

WD My Cloud Mirror

Film izlemesi de pek keyifli…

Beni en çok cezbeden özelliği “Media Serving” ve P2P indirme desteği oldu. Normalde evde film izlemeye başlamamız çok sancılıdır. Torrent bul, indir, kablosuz olduğu için yavaş insin, flash diske kopyala, televizyona tak vs vs.

Bu cihaz bu süreci bizim için tamamen ortadan kaldırdı. Şimdi tek yaptığımız torrenti bulup, cihazın web arayüzünden download ettirmek. Download bittikten sonra televizyonu açıp, WD My Cloud’un “Media Serving” özelliği ve televizyonun DLNA özelliği sayesinde filmleri direk olarak seyredebiliyoruz.

Ooo mobil uygulaması da varmış!

AppStore veya Google PlayStore’dan WD My Cloud Mirror uygulamasını indirerek dosyalarınızı cebinizden görebiliyor veya telefonunuzdaki fotoğraf ve videoları cihaza yükleyebiliyorsunuz.

Eee elimizdeki eski harici diski ne yapacağız?

Cihazın arkasında 2 adet USB girişi var. Buraya diğer harici disklerinizi takabilir ve bu cihaza da ağınız üzerinden erişebilirsiniz. Hatta isterseniz WD My Cloud Mirror cihazınızın kendisini taktığınız USB diske yedeklemesini sağlayabilirsiniz. Ben en çok eve gelen misafirlerden film kopyalamak için kullanıyorum. Oh miss…

Ben Dropbox’ımdan vazgeçemem.

Ben Dropbox’dan Google Drive’dan vazgeçemem diyorsanız cihazınızı bu servislerle senkronize şekilde çalıştırabiliyorsunuz. Hatta Dropbox’ın yerel çalışan versiyonunu indirip cihaz üzerinde de çalıştırabiliyorsunuz. Ben uğraşmadım ama kulağa hoş geliyor.

Hatta ve hatta…

  • Cihazın web arayüzünden belirlediğiniz bir URL’yi istediğiniz periyotlarda download ettirebilirsiniz. Eğer web sitenizin düzenli yedeğini almak istiyorsanız oldukça kullanışlı.
  • Daha az enerji harcaması için günün belirli saat dilimlerinde kapalı kalmasını sağlayabilirsiniz.
  • Diskler dolduğunda, cihazın üstündeki kapağı açıp alacağınız yeni disklerle değiştirebilirsiniz.
  • Farklı kullanıcılar oluşturup kişiye özel klasörler ve paylaşımlar oluşturmak mümkün.
  • Paylaşmak istediğiniz dosyalar için herkese açık bir link oluşturarak başkalarına internet üzerinden dosya gönderebilirsiniz.
  • Otomatik güncelleme sayesinde cihazınızın firmware versiyonunun güncel kalmasını sağlayabilirsiniz. Tahmininizden daha sık güncelleme yayınlanıyor.
  • Üzerinde apache zaten kurulu, bir de yanına mysql kurup, web development işlerinizi bu cihaz üzerinden yapabilirsiniz.
  • Bu işten anlayanlar şimdiye kadar anlamıştır, cihazın üzerinde Linux kurulu ve sizin kullanımıza da açık. SSH’la bağlanıp istediğiniz uygulamayı kurmanız mümkün. Ben yakın zamanda SVN kurup projelerimi de buraya aktarmayı planlıyorum.

Kısa kes…

Bu cihaz fiyatının hakkını fazlasıyla veriyor. Sizin de benim gibi dijital ortamda düzen gibi bir takıntınız varsa sağda solda ne kadar dosyanız varsa bu cihaza yükleyip gece huzur dolu bir uyku çekebilirsiniz.

Son olarak web arayüzünden bir kaç kare…

 

Edit : Son güncellemeyle birlikte panel biraz değişti. Fonksiyonel olarak bir değişiklik yok ama görsel olarak daha başarılı.

Son bir not; mac kullanıyorsanız, bağlantınızı afp protokolü üzerinden yapmanızda fayda var.

 

4Duvar

Üniversite yıllarında 4duvar diye depresif bir blogum vardı. Zaten nedendir bilinmez eskiden hep öyle takılmayı severdim. Kahve fallarında hep kötü şeyler görür, slow şarkılardan hoşlanır, platonik aşkların peşinden koşar, hayallerimde şakağıma silah dayar, rüyalarımda yükseklerden atlardım. Çok şükür şimdilerde böyle şeyler yapmıyorum, en azından böyle şeylere vaktim kalmıyor (:

Daha sonra blogcu.com’daki bu hesabımı kapatıp çoğu yazımı da sildim. Şu an neden böyle bir şey yaptım hatırlamıyorum bile.

Geçenlerde aklıma geldi acaba ne halde diye girip baktım. Hesabıma ilk girdiğimde blogcu.com çok bozmuş dedim kendi kendime. Sildiğim yazılarımı da bulamadım zaten. Aklımda kaldığınca hatırladığım bir kaçını google’da arattım.  Özellikle bir tanesinin farklı farklı yerlerde anonim olarak yayınlandığını görünce, burada da paylaşma ihtiyacı hissettim. Eski yılların hatırına buraya bakıyorum.

Bütün sorularda tek şık, ama ben boş bırakıyorum bütün soruları. Vazgeçiyorum bütün sorulardan.Vazgeçiyorum senden. Tek seçenekli bir hayatta, ben bile bile sensizliği seçiyorum. Hayatta boş bıraktığım tek kare, cevabını bildiğim halde yazamadığım tek isim. Sen…

Çoktan seçmeli zamanlarımda ben yanlış olduğunu bildiğim halde seniseçtim. İnat ettim bildiğim doğrularda. Bütün cevap kağıdını adının baş harfiyle doldurdum. Tek sıra, tek düze, sınav, ya da hayat. Adımı yazmadım hiçbir sınav kağıdına. Kimse bilsin istemedim. Gözyaşlarımı kondurdum imza diye, kırmızıya boyadım bütün cevapları, aşkıma buladım hayatımı.

Ama olmadı, hiç bir zaman geçemedim ben bu sınavdan. Direndim, tekrar tekrar aldım aynı dersleri. Tekrar kaldım. Tekrar denedim. Tekrar tekrar adını haykırdım yalnız kaldığımda. ama hiç olmadı. Her defasında disiplin cezalarına çarptırıldım. Bekledim aylarca. Bekleyişler sardı dört bir yanımı, yılmadım.

Şimdi yine önümde sorular. Bütün sorular tek şık ama ben cevap vermeye korkuyorum. adını yazmaya korkuyorum. Bu kez yalnızca adımı yazıyorum. Gözyaşlarımı tükettim. İmzamı atamıyorum. Ama içim parçalanıyor. Kendimi en iyi bildiğim dersten, senden bile bile kalıyorum. Bu kez yazmıyorum adını. Bu kez boş bırakıyorum ben bu hayatı.

Elimde imzalı bir dilekçeyi sana uzatıyorum. Ben bu dersten muaf kalmak istiyorum…

Biraz daha kurcalayınca diğerlerini de buldum. Artık internete nokta koysan silmek mümkün olmuyor. Onlar da şurda.