TTnet mi, Superonline mı?

Öncelikle TTnet ile olan maceramdan bahsedeyim.

Şu an oturduğum eve ilk taşındığımda başka seçenek olmadığı için mecburen TTnet abonesi oldum. 2014 başında yanlış hatırlamıyorsam 67 TL’ye 25 Mbit 75GB kotalı internet bağlattım. Tabi mecburen yanında hediye(!) telefon hattı, ki o da yaklaşık 15-20 TL civarında.

İnterneti yoğun olarak kullandığımızdan dolayı bir süre sonra kota yetmemeye başladı. Ek kota seçeneği veya internet hızı sabit kotası yüksek bir paket olmadığı için mecburen daha üst bir pakete geçtik. Hatta bu da yetmedi bir kez daha paket artırımına gittik. Bu son paketle beraber nur topu gibi 50mb ve 150GB kotalı bir internet paketimiz oldu. Ancak bulunduğum bölgedeki altyapı desteklemediği için bağlantı hızım 30mb’in üstüne çıkamadı.

Pek televizyon izlememize rağmen, gelen giden izler, millet evde izlesin diye bir de bir de üstüne Tivibu paketi aldık.  Sonuç olarak son ödediğim fatura şöyle oldu.

Screen Shot 2015-11-02 at 12.36.55 AM

Tabi bu faturanın üstüne bir de kullanmadığımız ama ödemek zorunda olduğumuz 20 TL değerinde telefon faturamızı da unutmayalım. Yani her ay telekom’a yaklaşık 135 TL fatura ödemeye başladım.

Ödediğim paraya değse bari

Bu kadar para ödememe rağmen hiç bir şekilde verilen hizmetten memnun kalmadım. Türkiyedeki noktalar üzerinden hız testi yaptığımda evet 30mbit ama yurtdışında bir nokta üzerinden hız testi yaptığımda çoğu zaman 10-15 mbit üzerini göremedim.

Verdikleri Tilgin marka modem kablosuz internet konusunda bizim evde yetersiz kaldı. Kendi çabalarımla modemi başka bir odaya taşıdım, ek access point aldım. Modemin sorunlu olduğunu değiştirilmesini gerektiğini belirttim ama ilgilenen olmadı. Tivibuyu neredeyse hiç kullanmadım ama verdiğim taahhütten dolayı iptal de edemedim. Zaten kullandığım paketten dolayı görüntü kalitesi de oldukça kötüydü.

Lobi çalışmaları

Hal böyle olunca site yönetim toplantılarında Superonline diye direttim. Konu komşuya derdimi anlattım ama hiç oralı olan olmadı ama neyse ki site yöneticimizin de çabalarıyla geçen ay itibariyle Superonline geldi.

Superonline’a geçiş

İşten eve döndüğüm bir gün kapıda superonline standını görünce bir damla gözyaşı süzüldü yanaklarımdan, koşup sarıldım hemen standdaki görevliye (:

İlk 3 ay ücretsiz, 24 ay taahhütlü, 150GB download, 50GB upload kotalı 50mb internet + Ücretsiz Turkcell TV + Kullandığın kadar öde Telefon kampanyası için 69 TL dediler. 500TL’ye kadar da TTnet’in cayma bedelini karşıladıklarını belirttiler. E iyi dedim. Bastım imzayı.

2 gün içinde gelip kurulumu yaptılar. TTnet’ten farklı olarak evin içine kadar fiber kablo çekildi. Huawei marka 5 portlu (gigabit) modem ve fiber sonlandırıcı takıldı. Bunun yanında TTnet’in verdiği modemin esamesi okunmaz. 5Ghz Wi-Fi modu bile evin her yerinden çekiyor.

IMG_1474
Huawei Modem
IMG_1478
Fiber Sonlandırıcı

 

 

 

 

 

 

Kablolama işlemi mevcut anten kablosunun kanalında yapıldığı için duvarlarda herhangi bir delme işlemi yapılmadı. Hatta işi iyice arsızlığa vurup hem salona hem de çalışma odasına ethernet kablo çekilsin istedim ama olmaz kablo geçmez deyip geçiştirdiler ben de ısrar etmedim.

Turkcell TV oldukça başarılı, kanal geçişleri hızlı. iOS uygulaması da oldukça kullanışlı. Çok uzun inceleme fırsatım olmadı henüz ancak herhangi bir takılma donma görmedim.

Bağlantı hızı beklentilerimin üstünde. Yurtdışında farklı noktalar seçerek hız testi yaptığımda bile sonuçlar şöyle:

Superinline rocks #superonline #fiber #internet

@eiyico tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Mevcut telefon numaramı da aktardıklarını söylediler ev telefonu kullanmadığım için pek ilgilenmedim açıkçası.

Şu an için tek sorunum, torrent kullandığımda ya da interneti yoğun kullanan bir makine olduğunda diğer makineler bundan çok fazla etkileniyor. İnternete girmekte zorlanıyor ama bunun modemin ayarlarıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Şimdilik sorun etmiyorum, ilerleyen günlerde ne olacak göreceğiz.

Son olarak TTnet’i iptal ettirmek için aradığımda, telefonu açılır açılmaz, “TTnet platinyum müşterimiz olduğunuz için sizi müşteri temsilcisine aktarıyorum” dedi. Ah be TTnet…

 

 

Hololens Nedir?

HoloLens gözünüze taktığınız büyükçe bir gözlük diyebiliriz. Microsoft’un yakında çıkarmayı planladığı ve bence, ilerde şimdiki bilgisayarların yerini alacak süper bir teknoloji.  Şöyle bir şey:

hololens

 

Ne işe yarar?

Etrafınızda holografik görüntü oluşturup, bu görüntüyle etkileşime geçmenize olanak sağlıyor. Çok aşırı basit bir tanımla 3 boyutlu dokunmatik bilgisayar diyelim (: Aşağıdaki görsellerden daha detaylı fikir edinmeniz mümkün.

Konuyla ilgili bulduğum en gerçekçi demo şöyle:

Günlük hayatta nasıl kullanılacağına dair bir örnek de şöyle

Bir de Google’ın desteklediği Magic Leap adlı bir benzeri daha var. Onun da çok daha fantastik videosunu aşağıda bulabilirsiniz.

 

 

Amazon Kindle Ürün İncelemesi

Bu cihazı eşime yılbaşı hediyesi olarak aldım ama maalesef bundan önceki hediyelerim gibi bu da başarısız bir hediye girişimi olarak tarihte yerini aldı. Eşimin haftalardır süren heyecanı yaklaşık 20 dakika içinde kendini yavaş yavaş hayal kırıklığına bıraktı ve son cümlesi “bana ne zamandır istediğim kitabı alsaydın daha iyiydi” oldu.

İmkanınız varsa Türkiye’den almayın…

Gelelim asıl konumuza. Cihazı yurt dışından 79 dolara (ben aldıktan sonra 55 dolara kadar düştü fiyatı) Amazon üzerinden satın aldım. Türkiye fiyatı 300-350 TL arasında değişiyor. Yani yaklaşık 2 katı fiyatla satılıyor. Yakında çıkacak yeni vergiyle beraber fiyatı daha da artar diye tahmin ediyorum.

Cihaz oldukça hafif ve basit bir tasarıma sahip. Hatta öyle basit bir tasarımı var ki BİM’den alınmış izlenimi uyandırıyor. Wi-Fi ve dahili 4GB hafızası var.  Henüz uzun uzadıya kullanma fırsatı bulmadım ama hafızası oldukça yeterli bence. Şarjının haftalarca yettiğini duymuşsunuzdur zaten.

Cihazı ilk açtığınızda, özellikle Amazon hesabınız yoksa ve daha önce e-ink ekran kullanmadıysanız sizi cihazdan soğutacak 5 dakikalık bir süreç bekliyor. Amazon hesabınızı açıp kullanma talimatlarını bitirdiğinizde artık cihazı kulanmaya başlayabilirsiniz. Tabi Türkçe kitap bulabilirseniz.

Unutmadan hemen ekleyeyim, cihazın Türkçe dil desteği yok. Türkçe klavye de yok. Türkçe sözlük de yok. Türkçe aslında yok, belki yakında Osmanlıca olur (!).

Eee ne anladım ben bu işten..

Türkçe kitap bulmak en büyük sorun.  Hele hele yeni çıkan kitapları arıyorsanız boşa aramayın. Diyelim ki çok şanslısınız ve aradığınız kitabı buldunuz. Onların da fiyatı ülkemizdeki vergi oranlarından dolayı basılı kitaptan daha pahalı.

Ben bakmadım(!) ama internette dolaşan, içinde genelde klasiklerin ve 2-3 sene öncesine ait kitapların olduğu pdf arşivleri var (3000 – 4000 kitap diyorlar). Bunları dönüştürüp Kindle’ınızdan okuyabilirsiniz.

Dönüştürmek derken?

PDF’leri olduğu gibi cihaza atarsanız, net bir görüntü elde edemiyorsunuz. Öncelikle mobi formatına dönüştürmeniz gerekiyor. Bunun için yapmanız gereken aslında oldukça basit. Ücretsiz calibre uygulamasını indirdikten sonra, PDF’leri uygulamaya sürükleyip mobi formatına çevirebilirsiniz. Bu işleri cihazınız bilgisayara bağlıyken yaparsanız işiniz daha da kolaylaşıyor. Direk olarak uygulamadan cihaza dosyalarınızı gönderebiliyorsunuz. Tabi bütün PDF’ler iyi sonuç vermiyor. Özellikle kitap imaj olarak taranıp PDF haline getirilmişse o kitabı hiç okumayın daha iyi. Ben rastgele 10 PDF denedim 5 tanesinde ancak iyi sonuç alabildim.

calibre

Yani alalım mı almayalım mı?

Cihaz vadettiğinden daha fazlasını kesinlikle vermiyor ve Türkiye’de yaşıyorsanız işler biraz daha can sıkıcı. Güncel kitap sizin için önemli değilse ve bahsettiğim Türkçe kitap bulma, dönüştürme işlerine katlanacaksanız 400 TL vermeyin ama ucuza bulursanız mutlaka alın. Hatta ben İngilizce kitap okurum, Amazon Store’dan da parası neyse verir alırım diyorsanız hiç durmayın zaten.

Aman yok ben uğraşamam öyle dönüştürmeyle falan diyorsanız da hiç yanına yaklaşmayın. Türkiyeden orijinal kitap satın alsanız bile dönüştürmek zorundasınız.

Bir de mutlaka almadan önce e-ink ekran nasıl bir şey deneyimleyin zira sayfa çevirirken ekranın gidip gelmesi gözlerinizi çok rahatsız edebilir.

Bir kaç ince detay 

  • Cihaza e-posta yoluyla kitap yüklemek mümkün
  • Kelimelerin anlamını üzerine tıklayarak görmek mümkün (Türkçe desteği yok demiş miydim?)
  • Seçtiğiniz bir paragrafı Twitter, Facebook gibi sosyal platformlarda paylaşabilirsiniz.
  • İçindeki Experimental Browser (Deneysel Tarayıcı) ile internette gezinebilirsiniz.

Ve bir kaç kare…

 

 

 

 

WD My Cloud Mirror 4TB 3.5″ Ethernet Taşınabilir Disk Ürün İncelemesi

Bu cihazı almaktaki asıl amacım çektiğimiz video ve resimleri uzun süre ve güvenli bir şekilde saklamaktı. Özellikle Kevserin Mutfağı için yaptığımız çekimler ortalama 3-4 GB tutuyor. Hal böyle olunca Google Drive ve Dropbox gibi çözümler hem ücretlerinden hem de genel olarak Türkiye’deki upload hızının çok düşük olmasından dolayı sorunumuza derman olmadı.

Piyasadaki sıradan harici diskler de hiç bir zaman güven vermedi bana. Etrafınızda birilerinin başına mutlaka gelmiştir. Hard disk uçtu, yere düşürdüm, bi tanıdığın var mı abi şeklindeki sözler eminim size yabancı gelmiyordur. İçinde çektiğiniz fotoğraflarınızın olduğu bir harici diskiniz bozulursa aman boşver diyemezsiniz. İşi baştan sağlama almak lazım. Sonuçta her disk bozulmayı tadacaktır 🙂

Peki bunun farkı ne?

Öncelikle bu cihazın farkı ağ üzerinden erişilebilir olduğu için sağa sola taşımıyorsunuz. Modeme bağlayıp bir kenara koyuyorsunuz ve orada olduğunu unutuyorsunuz. Böylelikle taşırken çarpma, düşürme gibi sorunları en aza indirmiş oluyorsunuz. Bir diğer ve en önemli farkı ise yedekli çalışması. Siz bir dosya yüklediğinizde ikinci bir kopyası diğer diske yazılıyor. Disklerden birisi bozulsa bile verilerinizi kaybetmiyorsunuz.

Kaç para sen ondan haber ver

İlk başta fiyatı pahalı gibi gelse de, içindeki disklere göre fiyatı kabul edilebilir düzeyde. Cihazın 4TB’lık olanını ereyon.com.tr‘den (sanırım sonuncu ürünü ben aldım  🙂 ) yaklaşık 900 TL’ye aldım. İçindeki disklerin tanesi zaten 400TL civarında.

Yeri gelmişken hemen belirteyim cihazın içinde 2TB + 2TB şeklinde toplam 4TB’lık disk bulunuyor. Üzerinde RAID 1 olduğu için yani yedekli çalıştığı için toplam 2 TB’lık bir kapasiteye sahip oluyorsunuz. Benim yedeğe ihtiyacım yok yedeksiz olsun derseniz, RAID 0 yaparak 4TB’lık kapasiteye de sahip olabilirsiniz.

Web Arayüzü

Kurulumu oldukça basit ve çok şık bir kontrol paneli var. Cihazın içinden çıkan ethernet kablosunu modeminize taktıktan sonta geri kalan herşeyi tarayıcınızdan halledebiliyorsunuz.

Ayrıca Cloud Access özeliiği sayesinde internet erişimi olan her yerden dosyalarınıza erişmeniz mümkün.

WD My Cloud Mirror

Film izlemesi de pek keyifli…

Beni en çok cezbeden özelliği “Media Serving” ve P2P indirme desteği oldu. Normalde evde film izlemeye başlamamız çok sancılıdır. Torrent bul, indir, kablosuz olduğu için yavaş insin, flash diske kopyala, televizyona tak vs vs.

Bu cihaz bu süreci bizim için tamamen ortadan kaldırdı. Şimdi tek yaptığımız torrenti bulup, cihazın web arayüzünden download ettirmek. Download bittikten sonra televizyonu açıp, WD My Cloud’un “Media Serving” özelliği ve televizyonun DLNA özelliği sayesinde filmleri direk olarak seyredebiliyoruz.

Ooo mobil uygulaması da varmış!

AppStore veya Google PlayStore’dan WD My Cloud Mirror uygulamasını indirerek dosyalarınızı cebinizden görebiliyor veya telefonunuzdaki fotoğraf ve videoları cihaza yükleyebiliyorsunuz.

Eee elimizdeki eski harici diski ne yapacağız?

Cihazın arkasında 2 adet USB girişi var. Buraya diğer harici disklerinizi takabilir ve bu cihaza da ağınız üzerinden erişebilirsiniz. Hatta isterseniz WD My Cloud Mirror cihazınızın kendisini taktığınız USB diske yedeklemesini sağlayabilirsiniz. Ben en çok eve gelen misafirlerden film kopyalamak için kullanıyorum. Oh miss…

Ben Dropbox’ımdan vazgeçemem.

Ben Dropbox’dan Google Drive’dan vazgeçemem diyorsanız cihazınızı bu servislerle senkronize şekilde çalıştırabiliyorsunuz. Hatta Dropbox’ın yerel çalışan versiyonunu indirip cihaz üzerinde de çalıştırabiliyorsunuz. Ben uğraşmadım ama kulağa hoş geliyor.

Hatta ve hatta…

  • Cihazın web arayüzünden belirlediğiniz bir URL’yi istediğiniz periyotlarda download ettirebilirsiniz. Eğer web sitenizin düzenli yedeğini almak istiyorsanız oldukça kullanışlı.
  • Daha az enerji harcaması için günün belirli saat dilimlerinde kapalı kalmasını sağlayabilirsiniz.
  • Diskler dolduğunda, cihazın üstündeki kapağı açıp alacağınız yeni disklerle değiştirebilirsiniz.
  • Farklı kullanıcılar oluşturup kişiye özel klasörler ve paylaşımlar oluşturmak mümkün.
  • Paylaşmak istediğiniz dosyalar için herkese açık bir link oluşturarak başkalarına internet üzerinden dosya gönderebilirsiniz.
  • Otomatik güncelleme sayesinde cihazınızın firmware versiyonunun güncel kalmasını sağlayabilirsiniz. Tahmininizden daha sık güncelleme yayınlanıyor.
  • Üzerinde apache zaten kurulu, bir de yanına mysql kurup, web development işlerinizi bu cihaz üzerinden yapabilirsiniz.
  • Bu işten anlayanlar şimdiye kadar anlamıştır, cihazın üzerinde Linux kurulu ve sizin kullanımıza da açık. SSH’la bağlanıp istediğiniz uygulamayı kurmanız mümkün. Ben yakın zamanda SVN kurup projelerimi de buraya aktarmayı planlıyorum.

Kısa kes…

Bu cihaz fiyatının hakkını fazlasıyla veriyor. Sizin de benim gibi dijital ortamda düzen gibi bir takıntınız varsa sağda solda ne kadar dosyanız varsa bu cihaza yükleyip gece huzur dolu bir uyku çekebilirsiniz.

Son olarak web arayüzünden bir kaç kare…

 

Edit : Son güncellemeyle birlikte panel biraz değişti. Fonksiyonel olarak bir değişiklik yok ama görsel olarak daha başarılı.

Son bir not; mac kullanıyorsanız, bağlantınızı afp protokolü üzerinden yapmanızda fayda var.